Prostatımızı Sevelim


Bir takım kimyasal ve doğal ajanlarla tümörsel sürecin başlamasına, başlayan sürecin geri döndürülmesi, kanser ilerlemesinin durdurulması veya yavaşlatılması mümkün olabilir mi?

"Bedenin varlığımızdaki payı ve değeri büyüktür. Bu bakımdan onun yapısına ve düzenine verilen önem pek yerindedir. İki temel taşımızı (ruh ve bedeni) birbirinden ayırmak, koparmak isteyenler yanılıyorlar; tam tersine onları çiftleştirmek, birleştirmek gerekir. Ruhtan istenecek şey bir köşeye çekilmek, kendi kendine düşünmek, bedeni hor görüp kendi başına bırakmak değil (hoş,bunu ancak sahte bir çeşit maymunlukla yapabilir ya); ona bağlanmak, onu kucaklamak, sevmek, ona arkadaşlık ve kılavuzluk etmek, öğüt vermek, yanlış yola saptığı zaman geri çevirmek, kısacası onunla evlenmek, ona gerçekten koca olmaktır. Ta ki ikisinin hareketleri arasında başkalık ve karşıtlık değil, uygunluk ve benzerlik olsun."

Sağlıkla ilgili bir yazıya yukarıdaki paragrafla başlamak okuyucuyu şaşırtabilir. Keşke bu satırlar bana ait olabilseydi. Montaigne'in 16.yüzyılda kaleme aldığı denemelerden bir tanesidir bu. Kendimizi sevmeyi, ona aşkla bağlanmayı beceremezsek; kanımca sağlığımıza dikkat etmeyi de beceremeyiz. Mutlu değilsek, ne hayat kalitemizin ne de süresinin önemi kalır. İnsanın tüm çabası zor olanı yapıp, mutlu olabilmek üzerine olmalıdır.

Bir hastalık oluştuktan sonra onu tedavi ettirmeye uğraşmak insanı mutlu etmez. Tedavi mümkün olursa tabi ki mutlu olur insan; ancak, süreç can sıkıcıdır. Erkeklerde en sık görülen kanserlerden olan prostat kanseri, erken tanı konulduğunda; ki şikayetler oluşmadan yılda bir kez yaptırılacak makattan muayene ve bir tümör belirteci olan "Prostat Spesifik Antijen" değerinin tecrübeli bir hekim tarafından değerlendirilmesi yeterli olacaktır; tedavisi mümkün olan ve sürecin çoğunlukla mutlu sonla bittiği bir durumdur. Tekrar vurgulamam gerekir ki mutlu son erken tanıyla mümkündür. Peki mutlu sonla bitse de, sıkıntılı geçebilecek bu süreci hiç yaşamamak mümkün mü? Kısacası Prostat Kanseri'nden korunulabilir mi? Doğrusu cevabını bilmiyorum. Bilmek mümkün de değil. Ancak bir şeyler yapılabilir.

Tümör bilimi açısından baktığımızda tanısı konmuş kanserleri tedavi etmektense ondan korunmak daha caziptir. Bir takım kimyasal ve doğal ajanlarla tümörsel sürecin başlamasına, başlayan sürecin geri döndürülmesi, kanser ilerlemesinin durdurulması veya yavaşlatılması mümkün olabilir mi? Prostat kanserinin bir takım özelliklerinden dolayı bu konuların araştırılabileceği en uygun kanserlerdendir. Prostat kanserinin görülme sıklığı çok fazladır. Öncü lezyonları vardır, belirgin hale geçmesi için uzun bir süre geçmesi gerekir, laboratuvarda kan tahlilinden tespit edilen bir belirteci vardır.

Yapılan çalışmalar diyetin önemli olabileceğini göstermektedir. Japonya gibi fitoöstrojenlerin fazla tüketildiği toplumlarda, Prostat Kanseri daha az sıklıkla görülmektedir. Fitoöstrojenler; bitki kökenli yiyeceklerde (soya fasulyesi, tahıl, soğan, çay, maydanoz, nar suyu, kekik, lahana ve brokoli gibi meyve sebzeler) bulunan, doğal yolla oluşan ve bağırsaklardan emilip idrarla atılan hormon benzeri bileşiklerdir. Suşi ve soya tüketin, prostat kanseri olmayın; demek elbette mümkün değil.

Çin ise, Prostat Kanseri'nin en az görüldüğü ülkedir. Burada, yeşil çay çok fazla tüketilir. Yeşil çay, antioksidan özelliği olan maddeler içerir; bu da antikanser etkiden sorumlu olabilir.

Üzüm çekirdeğinin laboratuvar ortamında prostat kanseri hücrelerinin gelişimini baskıladığı ve durdurduğu görülmüştür. Ancak insan vücudunda da aynı işi yapabilir mi, bilmiyoruz.

Ülkemizde bolca tüketilen domatez, kayısı, karpuz prostat için önemlidir. Bunlar bol miktarda likopen içermektedir. Bir meta-analizde literatürdeki 72 çalışmadan 57'sinin sonuçları yüksek miktarda domatez tüketiminin prostat kanseri gelişme riskini azalttığı yönündedir. Unutmayalım ki, domatezi fazla tüketerek kendimize zarar vermeyiz; ama prostatımıza faydamız olur.

A, E ve D vitaminleri prostat kanserinden korunmak amaçlı düzenli kullanılabilir mi? Bu konularda yapılan çalışmalar bir çok kafa karıştıran sorunu da ortaya çıkartmaktadır. Bunların yakın gelecekte açıklığa kavuşması da mümkün değildir. Bu aydınlanma süreci tamamlanana kadar ilaç endüstrisinden yararlanmaktansa bu yazıda belirtilen vitamin ve yiyeceklerin doğal yoldan, dengeli tüketilmesi yerinde olacaktır.

Bir kaç kez de belirttiğim gibi doğal ve dengeli kullanımla bu yiyeceklerle kendimize zarar veremeyiz; ancak belki prostatımıza şevkat göstermiş oluruz. Yiyip içerken de eğer prostat kanseri gelişirse, tedavi sürecinde mutlu sonun çeşitli yöntemlerle mümkün olduğunu unutmadan, erken tanı amaçlı olarak prostat kontrollerinin yaptırılması gerekir. Bu kontrollerin ilk 40 yaşında yapılması elde edilecek bulgulara göre takip sıklığının doktor tarafından belirlenmesi yerinde olacaktır. 50 yaşından sonra ise yıllık düzenli kontrolerin yapılması gerekir.

"İnsanın dünyaya karşı ilgisi,kendine duyduğu ilginin dışarı taşmasıdır gerçekte." Bernard Shaw'a aittir bu söz. Kendimizle ve çevremizde ilgilenelim lütfen.


Comments

Loading...

Related Articles

Undescended Testes - The first year is very important for treatment

Surgical treatment should be applied up to one year of age.

​CIGARETTE USE BLADDER CANCER TRIGGER

Urology Specialist Assoc. Dr. Volkan İzol explained about bladder cancer which i...

Ureteropelvic Junction Obstruction - To prevent permanent kidney damage

In serious cases that flow of urine is blocked completely, it can cause kidney s...

RIRS (Retrograde Intrarenal Surgery)

RIRS (Retrograde Intrarenal Surgery) Urinary system stone disease is a quite co...

​PROSTATE-RELATED DISEASES REQUIRED

Urology Specialist Assoc. Dr. Volkan İzol was in the explanations about the pros...